Mavi Lale
Bu yazı bugün 0, toplam da 18 kez okunmuş.
Mavi Lale – Nazan BEKİROĞLU
3 Mayıs 1957. Hafızama kazınan bu tarihi bir çoğunuz biliyorsunuz. Fakat bilmeyenler için Nazan Bekiroğlu’nun bu olağanüstü insanın doğum tarihi… Mavi Lale’ye geçmeden önce Nazan Bekiroğlu ile ilgili birkaç birşeyler söylemek istiyorum.
“Çini dolap tutamakları, billur kapı kolları, vitraylardan süzülen efsunlu hava, kapı yanında açan filbahri çiçekleri, taş duvarlardan fışkıran yabani incir dalı, kocaman halının göbeğine düşen sarı ikindi güneşi, geceleri yatağa uzanan dalga sesleri ve bu seslerle karışan martı çığlıkları.”
İşte Nazan Bekiroğlu’nun geçmişinden; onun bu nazik ruhuna can veren ve hikayelerinin şuur altı malzemelerini oluşturmuş ufak bir not. Altı yaşına kadar yaşadığı minik konağındaki bu sanatsal yansımalar ve içerisine çektiği havanın bu olağanüstü büyüsü…
İşte yine özgün bir anlatımla karşımıza çıkıyor “Mavi Lale” isimli eserinde Nazan Bekiroğlu. Kitabı okumaya başladığımda derin düşüncelere doğru bir yolculuğa başladığımı ilk anda fark ettim. Nazan Hoca’nın cümlelerinin ve hatta kelimelerinin dahi sizi götürmek istediği o eşsiz düşüncelere ulaşabilmek için derin düşüncelere daldığımız bu eserde; yazarın insanı : sadece bilinen ve görünen yönleriyle değil, görüneninde ötesinde bir değerlendirmeyle ele aldığını görüyoruz.
Deneme tarzinda yazdığı bu eseride Nazan Bekiroğlu gerçekten kendi uslubuna yakışır bir şekilde biçimlendirmiş ve bizlere şiir tadında bir kitap hediye etmiş. Sevdiğiniz bir şarkıyı tekrar tekrar dinlemek gibi bir zevke ulaşacağınız ve defalarca tekrar tekrar okuyup tek seferde geçmeye kıyamayacağınız o cümleler Nazan Bekiroğlu üslubuyla insanı yeniden keşfetme zevkine ulaşabilmeniz için sizleri bekliyor. Lalenin son hali ; Mavi Lale. O güzel düşünceleri tadabilmeniz dileğiyle okumanızı içtenlikle önerdiğim bir kitap, belkide daha ötesi…
Sosyal Medya